Radiohead dünya müzik tarihindeki gelmiş geçmiş tartışmasız en özgün, en tarif edilemez gruplardan birisidir. Radiohead’i tarif edebilecek bir tür, teknik, kategori şu an için YOK! Bilmediğimiz bi boklar yapıyorlar, bi sikim işler döndürüyorlar ve sonucunda dinlerken büyüleniyoruz. Thom Yorke’un kadife, pamuk şeker, çoğu zaman tize kayan cırtlak ama yeri geldiğinde de içten içten ACI ACI gelen sesi gruba HARİKULADE bir hava katsa da her bir üyesi aslında ayrı bir deha. Bu kadar muhteşem insanların bir arada oluşturduğu sinerjiye de “Radiohead” diyoruz. Bana kutsal bir ayindeymişim gibi hissettiren ve müzikten öte olduğunu düşündüğüm birkaç parçasını kendimce yorumlamaya geçiyorum. Ayine dahil olabilmek için yazıyı okurken yazının alakalı parçasını dinliyor olun eğer dinleme imkanınız yoksa yazıya asla devam etmeyin!

Radiohead

There There

Bu parçada büyük bir incinmişlik var. Gözün kapalı veya karanlık bi yolda yürüyorsun. Kalbin kırık ve sebebini arıyorsun. Umutsuzluk halini almış bir yürüyüş hali var.

In pitch dark
I go walking in your landscape
Broken branches
Trip me as I speak

Üzüntüyü sebeplendirip sonuca bağlamak ve rahatlamak istiyorsun ama o sonuç asla bağlanmıyor… Bu yüzden rasyonel sebeplendirmelerden vazgeçerek kendinde mana üretip bu üzüntüyü kabullenmek istiyorsun.

Heaven sent you to me

“Cennet seni bana yolladı.”

Sonuçlandıramadığın üzüntüyü en son “olması gereken buymuş” diyerek sarıp sarmalayıp biraz içinde tutup bir anda bırakıyosun.

We are accidents waiting
Waiting to happen

“Bizler gerçekleşmeyi bekleyen kazalardık.”

Gerçekten Radiohead haklı ve bu dünyada yaşanan her şey sebep-sonuç ilişkisinden bağımsız olarak gerçekleşmeyi bekleyen kazalar mı? Geçişte Thom Yorke baba “there there” yani geçer geçer siktir et diye içli içli yakınarak bizi rahatlatmaya çalışıyor.

Why so green and lonely?
And lonely, and lonely?

Sırf yukardaki sözler ve vokal melodisi başlı başına bir ŞAHESER! Bu parçayı yorumlamak benim haddime değil, sikerim kim ne anlıyorsa anlasın. Bu ayinin “ne olursan ol, ne yaparsan yap, eninde sonunda SİKE SİKE karanlıkta, yalnız başına, ne yapacağını bilmeden yürümen gereken vakitler OLACAK” vurgusunun yapıldığı giriş kısmıydı.

Radiohead

Knives Out

Ayine eğlenceli ama hüzünlü bir gitar girişiyle devam ediyoruz. Baştaki eğlenceli notalar sonradan gelecek hüznü dengelemek için yazılmış. Burda olumlu duygular ve damar o kadar güzel dans ediyor ki size dinlerken sadece kendinizi bırakmak kalıyor. Ne sonsuz bir umutsuzluk ne de pembe şekerlerle dolu bir dünya… Thom Yorke baba ikisini de gerektiği kadar verip verip çekiyor.

I want you to know
He’s not coming back
Look into my mouth
I’m not coming back

“Bilmeni istiyorum ki o geri gelmeyecek ama böyle yapmaya devam edersen ben de günün birinde gelmeyeceğim.”

So knives out
Cut him up
Don’t look down
Shove it in your mouth

Kes gitsin, siktir et.

Parça genele dökersek ASLA geri gelmeyecek bir şeyi kabullenmek için yakılan ağıtı anlatıyor. Ağıt yakmak bu hayatta elimizde olmadığı için değiştirilemeyecek şeylerin acısını içimizden dışarı çıkartmamıza yardımcı olarak bu acının bize vereceği zararı en aza indirmeye yardımcı olur. Bu parçada bunu görüyoruz. Söyleyen de söylediğinin olmuşa çare olmadığını biliyo ama o olmuşun acısı SİKE SİKE bi yerlerden çıkmak zorundaydı ve İŞTE bu yüzden bu parça yapıldı.

Radiohead

I Might Be Wrong

Ayinin en gergin parçası bu. Bol bol kaydırılan en üst tel bu gerginliği çok güzel şekilde alttan alttan veriyor. Devamında her zamanki gibi klasik UMUTSUZLUK hali hakim. Ama bu umutsuzluk boş bi umutsuzluk değil insanı zorlayarak sorgulamasını sağlayan ve iç dünyasında çatışmaya yol açan KUTSAL bir umutsuzluk. Parça sizi ortaya doğru öyle güzel bi gerginliğin içine alıyor ki sanki hamamda tek başına terliyorsunuz, geçmişteki bütün suçlarınız ve hatalarınız ortada. Hamamdan bir yere kaçamıyorsunuz ve sağa sola periyodik şekilde sallanarak acıyı azaltmaya çalışıyorsunuz. Ama o iç çatışma ve vicdan sorgusu eninde sonunda ortaya çıkacaktı, ne kadar ertelerseniz erteleyin zamanı geldi ve hesap zamanı başladı. Artık o sorgu odasının içindesiniz ve bütün pislikleri dökene kadar dışarı çıkmanıza izin verilmiyor. Tek kurtuluş yolu hatalarınızla yüzleşmek ve haksız olduğunuzu kabul etmek.

I might be wrong
I might be wrong

Start again begin again
Let’s go down the waterfall
Think about the good times and never go back
Never go back

Open up, let me in
Let’s go down the waterfall
Have ourselves a good time
It’s nothing at all
Nothing at all
Nothing at all

Sonunda o sorgu odasından çıkıyorsun, şelalelerden kayıp güzel vakit geçirmeye çalışıyosun. Çünkü zaten kime göre neye göre hatalarla ve doğrularla yaptığın şeyler aslında ne kadar önemliydi ki?

Radiohead

Go Slowly

Ninni gibi parça, ninni gibi grup. Dünyaya gelirken bir parça seçme şansım olsa bu olurdu. Bir bebeğin anne rahminden dışarıya ilk çıkışı anını anımsatıyor.

Over here, come slowly
Come slowly to me

That there’s a way out, that there’s a way out

“Dışarda bir yol var.”

Diğer parçalara nazaran UMUT duygusunu en fazla hissedebileceğiniz parça bu. Ayinin umut kanadını temsil ediyor. Ne olursa olsun ne yaşarsan yaşa, sabrederek bekle ilk başta göremeyeceksin ama sonrasında o yol sana gözükecek ve aslında bir çözüm, bir ÇIKIŞ YOLU olduğunu görüp bütün umutsuzlukları AŞABİLECEKSİN!

Radiohead

Videotape

Ayinin bu parçası tam olarak bir insanın son gününü anlatıyor. Son günün olduğunu bilsen ne yapardın?

No matter what happens now
You shouldn’t be afraid
Because I know today has been the most perfect day I’ve ever seen

“Şu an ne sikim olursa olsun, korkmamalısın çünkü bugün gördüğüm en muhteşem gün.”

İdam gününde infaz edilecek birinin son isteği olarak dinlemek isteyeceği bir parça olmak için çok uygun.

This is my way of saying goodbye
Because I can’t do it face to face

Bu parçada aslında diğer parçalara nazaran gergin ve kabullenemez bir havadan ziyade tam tersi her şeyi kabullenmiş ve artık mümkün olduğunca HUZUR ve olgunluk isteyen bir hava var. Bazı insanlar bazı derin şeyleri yüz yüze konuşamaz ama o şeyler konuşulmak ZORUNDADIR! Bu yüzden iletişim yerine geçecek bir şeyler gerekir ve geçer de. Güzel bi parça işte daha ne yaziyim amına koyim?

Normalde bundan sonra bir “Street Spirit (Fade Out)” da patlatıp ayini o şekilde bitirebilirdim ama o parça tek başına insan ruhunu şehîd düşürebildiği için apayrı bir yazıyı hak ediyor, sen istersen kapanışı öyle yap. ⛰️

Ayini başarıyla bitirdin, son gününde son parçayı dinledin ve artık Radiohead seni narince yolcu ediyor, ÖZGÜRSÜN!

Hadi şimdi siktir git.

Thom Yorke