Senelerdir sahneye emek vermekte olan yarı ünlü isim Tolga Özbey ile dertleştik, Reptilians From Andromeda, Rashit üzerine bazı sorular sorduk ve sahnenin üzerindeki kara bulutlardan, çekememezliklerden, bitmek bilmeyen çatışmalardan bahsettik. Adeta adaletin kara yargıçı gibi YARGI dağıttı. Kendisine cesur cevaplarından dolayı teşekkür ederiz.

1) Yahu nedir bu punk sahnesindeki jenerasyon arbedesi? 80’ler, 90’lar, 00’lar, 10’lar mı döver cenginin kaynağı nedir? Bu hezeyana kim son verecek? Bu kadar telaşa mahal olunmasının sebebi nedir?

Müzik ve altkültür ile ilgili durumların 10 yıllara bölünerek, çeşitli dönemler olarak kategorize edilmesinde yanlış bir taraf göremiyorum ama özellikle 90’ların romantize edilmesinin başlıca sebebinin “Türkiye’de Punk ve Yeraltı Kaynaklarının Kesintili Tarihi 1978-1999” adlı kitabın böyle bir zaman aralığı koymuş olması ve 1999 yılının “Telaşa Mahal Yok” albümünün çıkış tarihine bir gönderme yapılmış olmasına bağlıyorum. Kitabı yazan arkadaşlarımız bilinçli ya da bilinçsiz olarak belki dönemsel romantizme yenik düşerek ya da kitabın promosyonuna katkıda bulunsun diye bir mitleştirmeye girmiş olabilirler. Bunu asla bilemeyeceğiz fakat ortada insanların dışlandıklarını hissettikleri bir sahne bıraktıkları ortada. Bunun art niyetten çok durumla ilgili bir öngörememezlik olması sanırım büyük bir olasılık. Bu arada bu tarz yaklaşımların bir tek ülkemizde bu denli koyu sorunlara neden olması ise sanırım alan darlığının ve paylaşılacak sanatsal egonun azlığı ile ilgili olmalı. Ortada benim adıma büyütülecek bir şey yok ama bundan şikayet eden insana da saygım var. Yine de belirtmek isterim ki 90’ları genç olarak yaşayan insanlar için o dönemi anmak ve ara sıra bir araya gelmelerinde ya da o döneme özlem duymalarında bir sakınca görmüyorum. Bu gibi bir ihtiyacı eleştirirsek nasıl insanlar oluruz? Elbette bir dönemi kutsayıp diğer dönemlerde hiçbir şey olmamış bir kanı yaratan insanın da ruh sağlığını bir incelemek gerekir. Ortadoğu gibi bir ülkede batı kaynaklı altkültürlerin mahdumları olmuş insanlar için her şeyin daha duygusal ya da zaman zaman kırıcı olmaması zaten düşünülemezdi. Kısacası insanın kendini böyle dönemlerle sınırlı tutmaması gerektiğini düşünüyorum, ben kendi adıma geçmişimle var olmak isteyen biri asla olmadım. Bu yapıma ters, durmadan devam etmem şart ve pek de insanların ne düşündüğünü önemsemeyen bir mizaca sahip değilim. Evet bu bazen yıkıcı ve geri dönülmez hatalara neden olabiliyorum ama neticede insanım, kimseyi bilerek ya da isteyerek özenle kırmama gayreti içinde oldum hep. O yüzden hala bir şeyler yapmaya devam ediyorum, yakın çevreme de bunu tavsiye ediyorum. Ama herkes aynı imkânlara sahip olmayabilir ve bazıları için geçmişte yaşamak onları hayatta tutuyorsa buna da saygı duyarım. Hezeyana kimse son vermesin herkes kendi yolunda ilerlesin yaptıkları ile var olsun ama nostalji ve yaşlanmanın önüne geçecek diktatörel anlayışlardan da uzak duralım çünkü bu hiçbir insani düşünce ile bağdaşmaz.

Tolga Özbey

2) Yer aldığınız tüm projelerin bu kadar göz önünde olması veya “göze sokulmasının” sebebinin 90’larda kurmuş olduğunuz kontak ağı ve arkadaş hatırcılığının payı olduğunu düşünüyor musunuz?

İnsanın geçmişte yaptığı işlere saygı duyulması çok güzel bir şey ama sadece bunlardan dolayı sonradan yaptığı işlerin tırnak içinde göze sokulduğunun söylenmesi ise benim için kaba bir tanımlama. Geçmişte zamanına göre ve içinde bulunan bizlerin yaşlarına göre “Rashit” gayet cesurca işler sergiledi, ben sonrasındaki dönemlerde daha az bilinen hatta hiç bilinmeyen birçok projede de yer aldım, o yüzden Reptilians From Andromeda eğer bu denli göz önüne gelmişse beraber müzik yaptığım insanların da enerji ve emekleri söz konusu. Ayrıca Reptilians From Andromeda yurt içinde herhangi bir alanda diğer yeraltı gruplarından farklı imkanlara sahip değil, onların yer alamadığı nerede yer almış Reptilians From Andromeda? Bunu kendilerine sorsunlar böyle düşünenler, art niyetli ve karalama amaçlı bir ruh hali ile karşılaşacaklar. Reptilians From Andromeda nezninde bir şey söylemem gerekirse, çok üretmek ve kurulma amacı olan yurtdışında icraat yapalım kısmında doğru adımlarla ilerliyor olması. Herkes arzuladığı şey neyse hayatta onu yaşıyor. Mucizeyi hep dışarıdan arayanlar sanırım olayları böyle değerlendiriyorlar.

3) Bu kadar senedir punk müziğe devam etmenizdeki motivasyon kaynağı nedir? Bu müzikte bu kadar süre inat eden nadir insanlardan birisi olmanızın sebebi nedir?

Sevdiğim hiçbir şeyi bugüne kadar bana zarar veriyor aşamasına gelmeden bırakmadım. Tutku, saplantı ve bağımlılık sevdiğim durumlar. Motivasyon elbette bazen imkanlar ve çoğunlukla maddi imkansızlıklar nezdinde düşüyor ama olduğu kadarıyla mutlu oluyor ve bunu “müzik”, “kültür”, “tutum” “karşı koyuş”, “varoluş” artık her nasıl görüyorsanız, onsuz yapamayacağınızı türlü kereler hayat size vurgulamışsa zaten motivasyona bile ihtiyacınız yok. Ara sıra düşe kalka kim olduğunuzu hatırlıyor ve devam ediyorsunuz, sanırım benim durumum bu.

4) Rashit “İnsan Neslinin Sonu” adlı albümüyle Türk dizi müziği sektörüne geçiş yapmaya çalışırken neden yeniden punk-ı müslim hareketine “R” yaptı?

Yaş ilerledikçe sanırım farklı arayışlar ihtiyaçlar ve hevesler peşine düştük. Uzun yıllar bağımlılıklar ve bunların kalıcı yan etkileri ile mücadele eden bir ekibin sanırım erozyona uğraması normal, o dönemde içimizdeki türlü tartışmalarla ve farklı hayatlarımızla belki de orta yaş bunalımımızla bir arada bir şeyler yapmayı son kez denedik, fakat o kadar çok farklılığın kalan az da olsa bağlarımızı kopardığını gördük. 2013 Yılından sonra nasıl tüketmişsek birbirimizi 2018 yılına kadar hiç görüşmedik. Özel bir çaba gerekmedi galiba hayatta her şeyi neredeyse 40’larına kadar ertelemiş birileri olarak çözümü birbirimiz suçlamakta gördük.”Laneth” fanzinin teklifi olmasaydı sanırım bunu birbirimize de teklif edemezdik. Telaşa Mahal Yok ve hatta öncesindeki insanlar kimse İnsan neslinin sonundaki insanlarda aynı insanlardır,sadece fark Telaşa Mahal Yok bir diktanın albümüdür, gruptaki punkların dayatması İnsan neslinin sonu ise içinde punk unsurlar barındıran ve farklı arayışlar içinde olan insanların acaba yine bir araya gelip bir şeyler yaparsak ne çıkar dediği bir çalışma. Bazen çok sevilen bazense nefret edilen bir şeyler içinde yer aldım hayatım boyunca ama herhangi bir şeyle ilgili hiçbir pişmanlık hissetmiyorum. Rock’ncoke’a çıkmasaydım da reklam ajansında mı çalışsaydım? Bu daha mı temiz bir yaşam olurdu. Benden önceki “punk” ile ilintili örnek aldığım herkes gibi bazen batarak bazen çıkarak var oluşumu sürdürmeye çabaladım. Her gün gittiğim bir ofis işinde prangalanmaktansa ara sıra vurkaçlar yapmayı daha onurlu buldum. Yanlış hayat doğru yaşanmıyor. Herkes kapitalizme bulaşık, hayatta kalma mücadelesi bana küçümsenecek bir şeymiş gibi gelmiyor. Ben sadece kendi çok temizmişçesine başkalarını eleştiren insanları anlamakta güçlük çekiyorum. Esas sahtekarlar onlar, çünkü insan sıçtığı zaman sıçtığını kabul etmeli, asla hiç sıçmıyormuşcasına sıçanları suçlamamalı. Bazen bozuluyoruz bazen geri dönüyoruz. Hep başkasını eleştirmek ise sanırım en kolayı.

Tolga Özbey

5) RFA’nın ciddi İngilizce telaffuz sorunları olduğuna dair söylentiler var, katılıyor musunuz?

Oxford İngilizcesi peşinde değiliz. Hemen hemen “Anarkii” nidası ile başlamış bir akımdan bahsediyoruz. Aksan nedir? Yurtdışında konserlere çıkıyoruz, İngilizce ortak anlaşma aracı olarak güzel ama ona tapmaya da gerek yok İspanyol grupların bozuk ingilizce’lerini ve Japon’ların ingilizce aksanlarını seviyorum. Punk’ı eleştirmemek ya da eleştirirken punk gibi düşünebilmek önemli yoksa neden enstrümanlarımızı jazz müzisyenleri gibi çalamadığımız da sorgulanabilir. Bir yandan da kim ne düşünüyorsa düşünsün ne farkeder? Biz yaptığımız müziğin yurtdışından gelen albüm kritiklerinde aldığı olumlu eleştirleri baz almaya devam edeceğiz. Nico’nun alman aksanı bence onun müziğini daha da çekici kılıyor. Yurtdışında ülkemizden daha çok beğenilmemizin belki de bir nedeni de budur.

6) Neden 32 kere basçınız 67 kere de davulcunuz değişti ve bu enstrümanlar değişirken neden hep siz sabit kaldınız?

Reptilians From Andromeda ile alakalı ise insanların hayatları bir arada kalabilmemize olanak tanımadı demeliyim, hepsiyle arkadaşlığımız devam ediyor. Rashit içinse daha genç sebepler mevcuttu genelde birbirimizi boğmak istediğimiz için yollarımız ayrılmıştı. Türkiye’de de ve dünyada da, grubun orijinal kadrosundan hiç kimse kalmamasına rağmen müzik yapanlar var, bazı şeyler dönüşüyor bazen daha iyi oluyor. Reptilians From Andromeda olarak henüz bugün stüdyo çıkışında konuştuk ve ne kadar şanslı olduğumuzu ve birbirimize ve müziğimize ayırabilecek zamanımız ve enerjimiz olduğundan bahsettik. Bu kolay yakalanamıyor.

7) “Türkiye’de Punk ve Yeraltı Hareketleri 80-00” Facebook grubu hakkındaki bazı gerçekleri TAM olarak açıklayabilir misiniz? Bu grupta insanlar neden sevginin gücüne inanıp birlik olup insanlığı ileri seviyelere taşımak yerine neden “çekememezlik” üzerine bir gerilimle aniden kutuplaşıyorlar ve birbirlerine bok atıyorlar? Bu grubun arkasındaki güç veya güçler nelerdir/kimlerdir? Bu grubun beyin takımı kimlerden oluşmaktadır?

Bu bizim sahnemizin çok uzun zamandır varolan bir özelliği, belki de ortak psikolojik bir sorunumuzdur. Yine dar imkanlar ve sanatçı egosuna bağlamak zorundayım. Ben geçmişle ilgili bir klana ait olma hissiyatını üzerimden atarak reptilians From Andromeda’ya başlamıştım ki; taraflar Reptilians From Andromeda’yı kendi saffına çekmek istedi ve kimseye dahil olmak istemediğimi Reptilians From Andromeda’nın özgür, kendine özgü ve kendi içinde kolektif bir grup olduğunu defalarca vurguladım. Farklı müzik grupları ile birlikte etkinliklerde yer almak her zaman hoşuma gitse de, lise tarzı kamplaşma, gruplaşma ve yapılanmalar bana göre değil. Ne de bu tip durumların Ağbabaları-anneleri, kanaat liderleri ve yöneticileri umurumda değil, bildiğimi kimseye hesap vermeden, bildiğim şekilde yapmak istiyorum. Tek hesaplaştığım insanlar grup arkadaşlarım, bir müzik grubuna girerken bir çeteye dahil olduğumu bilecek kadar var oldum bu keşmekeşin içinde. Aslında bu kaba bir tanım değil, olaya çok romantik yaklaşıp sonradan kırgınlıklar yaşamamak için bu gerçeği göz ardı etmemelisiniz. Sahne hemen hemen herkesin başka grupların üyesi olduğu bir sahne, daha uzun uzadıya anlatmama gerek yoktur herhalde; sanatçı egosudur bu durum. Sanatçı değilim ben diyenler çıkacaktır, gidin ergen karşı koyuşunuzu ebeveynlerinize yapın çekmek zorunda değilim. Sanatçısınzı evet aykırsınız ama sanatçısınız, sahneye çıkıyor ve seyirciye üstten bakıyorsunuz bunun egosuyla yaşıyorsunuz başka ne kazancınız var ki? Yoksa paylaşamayacak bir şeyleri olmadığını düşünüyorum bu insanların. Çünkü yüz yüzeyken gayet kibar ve anlayışlıyız birbirimize.

Tolga Özbey

8) RFA ve Rashit olarak senelerdir durmaksızın röportaj verebilmenizdeki, inceleme yazısı yazdırabilmenizdeki itici güç nedir? Bu konuda diğer gruplara ne tarz öneriler vermek istersiniz?

Demonuzu, albümümüzü veya Ep’nizi insanlara gönderin, cesurca. Hep iyi eleştiri almak önemli değil, maksat yaptığını yayma mücadelesi içinde olmak. Benim do it yourself’ten anladığım bir başka konu da grubun/sanatçının kendi kendini tanıtması gerektiğidir. Daha öncede söylediğim gibi göklerden gelen bir mucize beklemeyin.

9) Sahnede en sevdiğiniz 3 grubu yazar mısınız? (Sadece üç)

Los Chicos, The Unwanted Tattoo ve elbette Robotat.

10) Sahnedeki boktan olayların bitmesi ve iyileşmesi için önerileriniz nelerdir?

Dedikodu ve çekememezlik her zaman vardı sadece şu an tavan yaptı, akışına bırakıp zamana bırakıyoruz belki başka bir sefer herkes egosundan vazgeçtiği bir zaman diliminde yine deneriz ama şimdilik durum bu.