Tantana Records'tan Tokatçı Milyon ve Çetesine Malumatname-i Reddiye!

MİLYON YAPIM MESELESİNE DAİR…

Şimdi Ne Sik Yapıyorlar? - Tolga Can Saygılı

Cemiyette Pişiyorum’un 2 sene önce ortalıklardan kaybolan dalyan gibi delikanlısı Tolga Can Saygılı beyefendi ile “Şimdi Ne Sik Yapıyorlar?” serimizin çok keyifli 2. röportajını gerçekleştirdik. Kendilerinden CAYIR CAYIR hesap sorduk. Rotting Scene merkez karargahı hayırlı okumalar diler.

Yarı Ünlülerle 10 Soru 10 Cevap: "Şenol Erdoğan"

Yarı Ünlülerle 10 Soru 10 Cevap köşemizin 3. bölümü Şenol Erdoğan’ın katılımıyla huzurlarınızda.

Şişli Etfal Hastanesi Hakkında Malumat

Böyle boktan bi havanın üstüne Şişli Etfal Hastanesi’ne giderek kombo yaptık…

Neo-Beat Gavatlığı Hakkında Malumat

Gün geçmiyor ki memlekette yeni GAVATLIKLAR moda olmasın, gençlerimiz yeni gavatlık zehirleriyle bambaşka melanetlik diyarlarına yelken açmasın…

Umut Kuzey ve Âvarelerinin Alayına Reddiye!

ULAN! Ya sen kimsin ya? Ya sen gerçekten ne yaptığını sanıyosun? HA? Ne yaptığını sanıyosun? Sen kimsin de keko otopark mafyacısı, park değnekçisi gibi Türkiye’deki rock sahnesini tekeline alıp insanların özgürlüğüne el koymaya çalışıyosun? Sen kimsin de zamanında yavşadığın “ustaağmmmm ustaağğMM gödünün yağını yiyem usteeeağğmm” dediğin insanlar sahnede çalarken şalterleri indirebiliyorsun saygısız herif HA? TERBİYESİZ!

Punk Denen Cemaat-i Müslim

Son dönemlerde uzun soluklu tartışmalara neden olan bir meseledir gidiyor: Jenerasyon. Kimi topluluklar kendi dönemlerinin değerinin bilinmediğini dile getirirken, başka bir topluluk olaylara daha romantik bakış açısıyla bakıyor. Bir başka topluluk her ikisini de saçma bulurken, bambaşka bir topluluk olayları umursamadan hayatına devam ediyor. Bu toplulukları bağlayan şey punk, ayıran şey ise doğum yılları

Yarı Ünlülerle 10 Soru 10 Cevap: "Tolga Özbey"

Senelerdir sahneye emek vermekte olan yarı ünlü isim Tolga Özbey ile dertleştik, Reptilians From Andromeda, Rashit üzerine bazı sorular sorduk ve sahnenin üzerindeki kara bulutlardan, çekememezliklerden, bitmek bilmeyen çatışmalardan bahsettik. Adeta adaletin kara yargıçı gibi YARGI dağıttı. Kendisine cesur cevaplarından dolayı teşekkür ederiz.

Şimdi Ne Sik Yapıyorlar? - Alper Erkut

Senelerdir konuk etmeyi dört gözle beklediğimiz ve şahsına büyük bir heyecanla sorular sormak istediğimiz altkültür mücahidi Alper Erkut’un askerden dönmesi şerefine kendisiyle yaptığımız “Şimdi Ne Sik Yapıyorlar?” serisinin çok keyifli ilk bölümünü yayınlıyoruz! Her ne kadar bir aralar kendisi bu çorak topraklarda bazen Bokistan ve çevresi bölgelerde bazense Maltepe, Kartal ve Akmar Pasajına yakın yerlerde 1 kuruş para talep etmeden can hıraş kendini yırta yırtıla, söke söktüre, bağıra çağıra SANATI VE SANATÇIYI YAYMAK için çok büyük uğraşlar verip bu uğurda çok gözyaşı dökse de sonradan bir dönem mola paspasına dönmek zorunda kalarak elini eteğini buralardan çekmiş ve sukûnet içinde invizaya çekilme politikası sergilemiştir. Başlarda hitap ettiği grup spektrumu çok genişken sonrasında ani ve katastrofik olarak gruplarla art arda yaşadığı iddia edilen iletişim problemleri ve önü kesilemeyen çatışmalar silsilesi sonucu bu spektrumu daraltmak durumunda kalmıştır. Christopher Columbus’un zamanında Amerika’yı keşfederek tüm dünyayı etkilemesi gibi kendisi de Burgazada’yı keşfederek bu yüce ganimeti Türkiye halkları özgür dayanışması konfederasyonu alt birlik fanzin ve punk kardeşliği 1980-2023 kesintisiz tarih kolektifinin oluşturduğu gizli örgütlenmelere bağışlamış ve bu kutsal yerleri BİZ altkültür gençliğine emanet etmiştir. Sırf biz konserlere çıkabilelim, kendimizi ifade edebilelim, sanatımızı icra edebilelim diye günde 2 saat uykuyla aylarca ayakta kalmaya çalışan bir reis… Sen hiç merak etme… Biz hepsine layıkıyla bakacağız, gözün ASLA arkada kalmasın arslanım… Ya şimdi buraya yazılabilecek çok şey var ama artık çok yazasımız yok. Bir de zaten kendisi ADSL’den girip Ouroboros yılanından çıkmış, bi ton muhabbet, oku oku bitmiyo amına koyim. Kendisine Rotting Scene ailesi hakkındaki sevgi dolu sözleri, verdiği engin felsefe ve sosyoloji birikimi dolu açık sözlü cevapları için saygılarımızı sunarız.

Peyote Nevizade'ye II. Reddiye

Alanlarımızı paylaştığımız herkese,

Geçen haftalarda çeşitli sanat kolektifleri olarak ortak yazdığımız metinden sonra, Peyote işletmesinin talihsiz ve samimiyetsiz açıklamasını gördük. İşletme, hadsizliğiyle sınırları zorlayan açıklamasında, konunun ciddiyetini tacize uğrayan arkadaşlarımızdan daha iyi bildiğini vurgulayacak kadar ileri gitmekten dahi çekinmedi. Metinlerinde bahsettikleri “eşitlik mücadelesi”, maalesef bir kez daha ataerki duvarına çarptı. Ne acıdır ki tacize ve sömürüye karşı sessiz kalmama cesaretini gösteren kadınların ve onlarla dayanışma içinde olanların isyanı, bir “saygısızlık” olarak nitelendirildi. Bizlere yöneltilen bu cevapları, hayatımızın pek çok noktasında karşımıza çıkan, sessiz kalmadığımız ve mücadele ettiğimiz davranışların bir kopyası olarak yakından tanıyoruz. Maalesef Peyote yönetimi de kadınları susturmak, itibarsızlaştırmak, kendi “erkek” adaletlerine güvendikleri için hukuki süreçle tehdit etmek gibi, en bilindik eril tahakküm yöntemlerinin arkasına sığınmayı seçti. Yaşanan süreçler bu ikinci metnin yazılmasını gerekli kıldı. Sessiz kalmanın başka mağduriyetler yaratacağını bildiğimiz için sesimizi çıkarıyoruz.

Peyote Nevizade'ye I. Reddiye

“Bu Bir Boykot Değildir!”

Sanatçılar olarak süregelen, farkında olduğumuz ve içinde bulunduğumuz, fakat sesimizi çıkaramadığımız veya belirli bir olayla bir ötekinden haberdar olduğumuz bazı durumlar artık sınırlarını aşmış ve karşısında sessiz kalınamayacak bir hale gelmiştir. Alternatif müziğe, kolektiflere ve üretimin her türlüsüne destek verdiğini iddia eden kimi mekanların işletmelerinde, sanatçılara ve çalışanlara karşı sözlü, fiziksel, psikolojik taciz ve bireylere doğrudan hakaret edildiğini üzülerek görmekteyiz ve ağır bir ekonomik sömürü uygulanmakta olduğunun farkındayız. Son yıllarda artan baskı ve ekonomik koşullar karşısında dayanışma içinde bulunan sanatçı ve emekçilerin iyi niyeti fırsat bilinmekte; sanatçıya karşı saygı eksikliği ve ciddiyet yetersizliği, sessiz kaldığımız müddetçe yerini haddini aşan davranışlara bırakmaktadır. Temelinde “ego” çatışmalarının olduğu bir yönetim modelinden kaynaklanan, mekanlara “muhtaç” olduğumuz algısı, işletmelerde “sanatçıyı mekan sahibi yaratır” düşüncesini tetiklemekte ve bu düşünceyle işletmeciler, kendilerinde bireylere haddinden fazla yakınlık(!) gösterme cüretini dahi bulabilmektedir. Amacımız üretimlerimizi sunmak ve üreticiyle kitleyi bir araya getirmek iken bu durum saptırılıp, hepimize psikolojik olarak hasar verir hale gelmiştir. Mekan sahiplerinin, işveren-çalışan ilişkisinin sınırlarını kabul edilemeyecek bir boyuta taşımalarını, “Ne istersem onu yaparım!” düşüncesiyle bu sektörde emek veren sanatçılara karşı fazla samimi cümleler kurmalarını, zaman zaman ilgili iş alanının “eğlence, sanat” odaklı olmasının arkasına sığınarak fiziksel temasta bulunmalarını; kısacası fiziksel, psikolojik ve ekonomik sömürünün bulunduğu bir çalışma sistemini asla, hiçbir şekilde kabul etmiyoruz.
Tek isteğimiz, seyirci kitlemizi, sanatçılarımızı, sanatımızı ve arkadaşlarımızı taşıdığımız etkinliklerde sosyal hiçbir istismara uğramadan; kolektif ve/veya sanatçıya bağlı olmayan sebepler öne sürülerek, önceden anlaşılmış koşullar hiçe sayılmadan ve hiçbir iş alanında kabul görmeyecek davranışlar sergilenmeden işimizi profesyonelce yapabilmektir.
Bu sebeple biz, aşağıda ismi geçen kolektifler olarak işimize, kitlemize, sanatımıza, üretimlerimize, benliğimize ve bedenlerimize saygı gösterilmediği, adil ve eşit ilişki biçimleri geliştirilmediği müddetçe, Peyote’de gerçekleşecek tüm etkinliklerimizi durdurma kararı alıyor, mekan yöneticilerini öz eleştiride bulunmaya, emek harcamaya ve savunduğu değerlerin arkasında durmaya davet ediyoruz.

Yaşam, Sanat ve Sembolizm

Yaşamak sanattır, yaşanılan ve yaşanılmakta olan her hayat bir sanat eseridir, üzerinde yaşadığımız evren bir sanat sergisidir. Beynimizde kıvılcımlanan elektrik akımı oluşturarak düşünmemizi sağlayan her nöron, nefes aldığımızda içimize çektiğimiz her hava partikülü yaşama sanatının icra edilmesine yardımcı olan aletlerdir. Görmemizi sağlayan ışık gitar teli, yaşama enerjimizi veren sindirdiğimiz karbon bazlı yiyecekler ara kablo, duymamızı sağlayan kulak kemiklerimiz pena sayılabilir.

Lifelock Grubu Hakkında Malumat

Ya kardeşim bu Lifelock kimdir ya? Ya bu Lifelock nedir böyle ya? Hayır yazmayalım, yazmayalım diyoruz AMA bu avellikleri gördükçe ve yaşadıkça gece alakasız alakasız saatlerde yataklarımızdan sıçrayarak ter içinde fırlayıp bunları hatırlıyoruz… Sindiremiyoruz kardeşim SİN-Dİ-RE-Mİ-YO-RUZ can evimizden vurulmuşa dönüyoruz RESMEN YA. Artık bazı gerçekleri TAM olarak birilerinin açıklaması gerek! Anladınız mı? L A Z I M! Tamam zamanında çok güzel şeyler yapmış olabilirsiniz, tamam belki Türkiye’de web sitesi olan ilk punk gruplarından birisi de sizsiniz tamam belki bazı parçalarınız gerçekten güzel olabilir ama YA kardeşim bu nedir ya?

Şeyma Subaşı Karşıtları Hakkında Malumat

Yurttaşlar olarak bu ülkede her gün ayrı bir avelliğe maruz bırakılıyoruz. Her saniye ayrı bir avelliği deneyimlemek zorunluluğunda kalıyoruz… Milletin zaten yeme, içme, sıçma gibi temel ihtiyaç gidermelere yetecek anca zekası varken o zekadan azcık bir şey arttığı olursa da onu bilime, sanata, düşünmeye harcamak yerine başkalarının AMINI, GÖTÜNÜ konuşmaya harcıyorlar!

Ülkedeki Üretim Karşıtı Linç Kültürü Üzerine Malumat

Ülke zaten bok çukuruna dönmüş… Yönetimine, siyasetine, liyâkat sisteminin ayaklar altına alınmasına, çıkarcı ve insanlığımızdan utanmamıza sebebiyet veren “homo erectus“su varlıklarına hepimiz vakıfız lâkin bu yazının konusu o değil…

Pogo El Kitabı - Bölüm 2: "Sağlıklı Pogo Önerileri"

Pogo’nun konser sırasında eğlenmenin ve içsel rahatlamanın bir göstergesi olarak ortaya çıkmış bir dans türü olduğunu unutmamalıyız. Pit savaş alanı gibi görünse de, görünüş aldatıcı olabilir. Peki her zaman bu dans bir barış ortamında mı yapılıyor? Tabii ki de HAYIR! Kimi zaman punk rock’ı ananızı avradınızı sırayla sikip bırakmak ve çöp kutusu tekmelemek gibi “gösterişçi” davranışlardan ibaret sanan kişiler bu eğlence ortamını sabote etmektedir. Niye sabote etmektedir? Çünkü PANKRAWK böyle bir şeydir” arkadaşınızın halısına sıçmanız sizden beklenir. Şimdi saldırganlığı bir kenara bırakıp sizlere sadece 3 adımda nasıl insanları rahatsız etmeden bu dansı icra edebileceğinizi açıklayacağız.

Zart/Zurt Mag Tayfalarının Alayına Reddiye!

Memlekette mantar gibi türeyen sözde sanat otoriteleri zart/zurt mag türevlerine ve yandaşlarına açık çağrımızdır!

Bülent Üstün İle Punk Üzerine Röportaj

İmamhatip lisesinde okuyorsun.. Gidip Tebareke’yi ezberliyorsun. Akşam gelip balkonda Sex Pistols dinliyorsun… Sonra sen de bir punk grubu kuruyorsun…

Kerim Çaplı Hakkında Malumat

Aptulika‘nın Hazarfen-i Ahval‘inden 24 Kasım 2004 tarihli Kerim Çaplı yazısı.

Jakuzi Grubu Hakkında Malumat

ULAN! İlk albümde Taner Yücel abimiz öküz gibi parçaları karıştırmışken emek göstermişken, düzenlemiş bütün üstâtlık hünerlerini göstererek grubun sesini var etmişken ona rağmen adamı gizli planlarla ezdin, ikinci plana attın, siktirledin ses çıkarmadık… Vardır bi sebebi dedik… Kutay abimizi “yedirmeyiz” dedik…

Kilink 2005 Punkerland Röportajı

CHEKI: Şimdi öncelikle grup elemanları kimler tanıtır mısınız?
MERTCAN: Ben vokal yapıyorum, bi de gitar çalıyorum, Tarık bas çalıp vokallere katılıyo, Anıl da davulcumuz arada Ölü Köpek‘teki vokalimiz Cansu da şarkı söylüyo bizle.

Review: Hawak - Lift The Mist (Demo)

“isolated and captive outcast

presence I tried to have

stand alone stand aside

your norms are not mine”

Yaşasın yüksek sesli seksi saldırgan Rock 'N' Roll mücadele!

İstanbul yeraltı ve punk sahnesinin 2000 sonrası ikinci dalgası 90’lardaki kadar ilgi görmemiş, eski okullular tarafından sahiplenilmemişti. Camiada 90’ların sonunda olanlar olmuş, yaşanan yaşanmış, öküzler ölmüş, ortaklıklar bozulmuştu… Scene sabun köpüğü gibi dağılmış, uyuşturucular değişmişti… Kimi yerinde saymış, kimi boyut atlamış, kimi okyanus aşmış, kimi kendini asmış, kimi ekmek derdine düşmüş, kimi aydınlanmış, kimi hala olan biteni idrak edememiş, kimisi mezun olmuş kimi malülen emekli punk abiler ablalar, 2000’li yıllarda kalan son enerjilerini yine “90’larda neler oldu, neler olmadı” üzerinden yaptıkları entellektüel tartışmalara harcıyor, tarihi yeniden yazıyor, sınırları yeniden belirliyorlardı. Oysa onları tarihin tozlu sayfaları arasından çekip alacak ve onlara hakettikleri değeri verecek bir nesil emeklemeyi bırakmış yavaş yavaş ayağa kalkıyordu… Kendilerinden sonra gelecek yeni bir akıma tahammülü olmayan 90’lar ordusu, bunca “mücadeleyi” bunca zaiyatı boşuna mı vermişti? Bu kadar emek milenyum bebeleri gelsin de hazıra konsun diye miydi? Tabiki hayır! Meydan boş bırakılamazdı. Punk kendileriyle başladı ve bitti. Bütün güzel anılar onlarla birlikte yerin 6 kat altına girdi. Tüm bu egosantrik savaşlar sürüp giderken bir yerlerde tektonik hareketlenmeler yaşanıyor, sessizce gruplar kuruluyor, şarkılar besteleniyordu…

Radiohead'le Ayine Davet

Radiohead dünya müzik tarihindeki gelmiş geçmiş tartışmasız en özgün, en tarif edilemez gruplardan birisidir. Radiohead’i tarif edebilecek bir tür, teknik, kategori şu an için YOK! Bilmediğimiz bi boklar yapıyorlar, bi sikim işler döndürüyorlar ve sonucunda dinlerken büyüleniyoruz. Thom Yorke’un kadife, pamuk şeker, çoğu zaman tize kayan cırtlak ama yeri geldiğinde de içten içten ACI ACI gelen sesi gruba HARİKULADE bir hava katsa da her bir üyesi aslında ayrı bir deha. Bu kadar muhteşem insanların bir arada oluşturduğu sinerjiye de “Radiohead” diyoruz. Bana kutsal bir ayindeymişim gibi hissettiren ve müzikten öte olduğunu düşündüğüm birkaç parçasını kendimce yorumlamaya geçiyorum. Ayine dahil olabilmek için yazıyı okurken yazının alakalı parçasını dinliyor olun eğer dinleme imkanınız yoksa yazıya asla devam etmeyin!

Pogo El Kitabı - Bölüm 1: "İlk Yıllar, Osmanlı Devleti'nde Pogo"

Öncelikle, kimse kavga etmiyor. Ancak yetişmiş olduğumuz kültür dolayısıyla içgüdüsel olarak tam tersini anlayabiliriz. Durum böyle olduğunda da bütün kalkanlar devreye alınır, konseri izlemek yerine zarar görmemek için köşe kapmaca oynamak zorunda kalırız. Yalnız değilsiniz. Çünkü bazı durumlarda kavgaya meraklı insanlar için de bu durum yanlış anlaşılabiliyor. Bu insanlar, olayın gerçekleşmekte olduğu alanın etrafında oluşturulmuş çemberin önüne gelip (pit), gelene geçene tekme/tokat savurmak gibi haince bir davranışı görev üstleniyorlar. YANLIŞ! Ne kadar keko olsanız da bunu YAPMAYIN! Durum fark edilirse haklı olarak mekandaki insanlar tarafından lince uğrayabilirsiniz. Yani aslında böyle biriyseniz, uğrayın amına koyim. Çok önemli değil. Ama durumu yanlış anlamışsanız, “sikerim lan böyle konser mi olur daha da gelmem” seviyesinde nefretle dolduysanız, okumaya devam edebilirsiniz. “SİKTİR LAN SANA MI KALDI” da diyebilirsiniz.

Yarı Ünlülerle 10 Soru 10 Cevap: "Luca Fritz"

Evet, yarı-ünlü familyasıyla yapacağımız “Yarı Ünlülerle 10 Soru 10 Cevap” köşemizin ilk konuğu Kadıköylü kızların sevgilisi, doğma büyüme Moda çocuğu, anneannesi eski otostopçu hippie’lerden, mix & mastering ustası, metalcore neferi, kaykayda adeta bir İDOL adeta bir ÜSTÂT, elinden her bi sik gelen: LUCA FRITZ!

Albüm İncelemesi: Ben Fero - "Orman Kanunları"

Ben Fero… Onu burada anlatabilmek çok zor. O bir müzik dahisi, o bir devrimci, o bir trap mücâhiti, o bir nigga, o bir siklemez, o bir badici, o bir kel… Çok yakın zamanda piyasaya aniden fırlamasına rağmen sayısı yüz binleri bulan özellikle de büyük çoğunluğu “Ekşi Sözlük” denen bok yuvasında yuvalanmış insanların götlerini CAYIR CAYIR yakmış ve halen daha yakmaktadır… Aslında yazıyı burada da bitirebilirim çünkü sırf bu göt yakma konusunda üstâtlaşmış olması bile bu ADAMI dünya trap tarihine geçirmek için yetmektedir. Müzik dışında katıldığı röportajlardaki aşırı samimi ve içten tavırları, cevapları ise ona apayrı bir insani boyut katmakta ve biz sevenleri aşka getirerek alevlendirmektedir. Genelde götü yanan karşıtları “yeaaa ben bu sözleri ilkokulda da yazıyodum kehkeh hehehehe” argümanlarını kullanarak yaşçılığa soyunmaktadır oysaki bilmedikleri şey Ben Fero üstadın zaten onlardan önce neyin ne olduğunu ÇAT ÇAT ÇAT babafingosunu masaya vurarak açıklamasıdır. Ben Fero yalan söylemez, Ben Fero kendini başkası gibi göstermez, Ben Fero orospu çocuğu olsaydı bunu da parçalarında “BEN OROSPU EVLADIYIM” diyerek büyük bir gururla BAĞIRA BAĞIRA söylerdi, o yüzden sizin gibi götü yanık nefret edici beyin fakirlerine ihtiyacı olmayan bir sanatçıdır B E N F E R O. Hiç fark etmez hiç rahatsız etmez, bazı gerçekleri HİÇ değiştirmez. Nasıl böyle iyi mi? “Hıdıdı hıdıdı stili”. Ben Fero sözlerinde çok derin bir felsefi altyapı barındıran eşi bulunmaz bir sanatçıdır. Neyse şimdi çok uzatmadan harikulade bir şaheser olan “ORMAN KANUNLARI” albümüne geçip parça parça değerlendirmeme başlıyorum.

RETRO CİNNET: Bam Bam Bam - "Buldozer"

Arın (vokal), Cansu (gitar), Fırat (bas gitar) ve Serkan’dan (davul) oluşan Bam Bam Bam‘ı ilk olarak “Dans ve Rock’n Roll” parçasıyla keşfettiğimde sanıyorum iki yıl önceydi. Anamızı babamızı bıçaklattıracak derecede garage tınılarının yanı sıra bol miktarda grunge etkisi de mevcuttu aynı isme sahip ilk kısa çaların genelinde. Sonraki sene “Lo-Fay” kısa çaları geldi ve cinnet devam etti. Geçtiğimiz senenin sonlarına doğru ise, M4NM etkiketiyle “Buldozer” adında, 23 dakikalık grubun ilk uzun çaları geldi. O günden bu yana yerli sahnede kendini dönüp dönüp dinleten albümlerden biri oldu.

Sanatın Gerçek Amacı

Sanat insanlığın ilk dönemlerinden beri var olmuş çok eski bir kavram. Peki neden var? Neden var olmuş? Neden daha ateşi bile bulamamış, çiğ et yemekten götünde kurt çıkan insan mağara duvarlarına iz bırakan taşlarla bir şeyler çizmeye çalışmış?